Erzurum Kongresine ne kimler katılmıştır ?

Kaan

Yeni Üye
Erzurum Kongresi: Kimin Ne İştiği, Kim Ne Söylediği – Hem Ciddiye Hem Gülmeye Doyacağınız Bir Toplantı

Selam forumdaşlar! Bugün yine karşınızda tarihten bir kahkaha köşesi var! Erzurum Kongresi’ni ele alacağız, hem de öyle sıradan bir şekilde değil. Bildiğiniz gibi, bu kongre 1919’da Kurtuluş Savaşı’na giden yolun taşlarını döşeyen önemli bir kilometre taşıydı ama acaba o zamanlar bu işlerin nasıl döndüğünü hayal edebiliyor musunuz? Bugün size, Erzurum Kongresi’ne katılan kahramanları, o dönemdeki “yönetimsel” tartışmaları ve tabii ki mizahi bir dille anlatacağım. Bu arada, forumda kimseyi kırmadan, sadece gülerek tartışmalar yapmayı hedefliyorum, unutmayın!

Kongreyi Kimler Topladı, Kimler Katıldı? – Bir Nevi Yıldızlar Geçidi

Evet, 23 Temmuz 1919’da Erzurum’a toplananlar, tarihin en meşhur “katılımcı”larından oluşuyordu. Ama hepinizin düşündüğü gibi, bu işin içine sadece ilginç kişiler girmiyor. Aslında, o dönemin kahramanları şöyle bir listeyle sizlere geliyor:

- Mustafa Kemal Atatürk: Evet, şüphesiz en popüler “katılımcı” kendisi. Önde, önde, hep önde! Sadece kurtuluş mücadelesinin lideri olmakla kalmadı, aynı zamanda kongrede alınacak kararların başlatıcısıydı. Hem stratejik hem de liderlik yetenekleriyle “Erzurum Kongresi’nin VIP’si” olarak listemizin zirvesinde yer alıyor.

- Rauf Orbay: Hadi bakalım, sıra geldi “diplomatik takım”a. Rauf Orbay, heyet içerisinde bu işin biraz daha uluslararası kısmını üstlenmişti. Hem de bu adam, savaşta mükemmel bir strateji takımı kuran bir general olarak görev yapıyordu. Yani, eğer bu kongrede bir şeyler ters giderse, “Beyler, biz stratejiyi biraz farklı yapalım” demesi muhtemeldi.

- Kazım Karabekir: Erzurum’a gelen liderler arasında Kazım Karabekir’i unutmak olmaz. O zamanlar Kazım Bey, bir yandan askeri lider, bir yandan da örgütçüydü. “Hadi, bakalım! Bizim işimiz strateji, ama biraz da sağlam temeller üzerinde duralım” diyordu. Tam bir çözüm odaklı lider!

- Refet Bele: Eğer “Erzurum Kongresi’ne kimler katıldı?” diye sorarsanız, Refet Bey de mükemmel bir seçenek! Bu zat, tam bir halkla ilişkiler uzmanıydı. Kongrede bazen herkes tartışırken, o bir köşede “Kimse birbirini kırmasın, herkes güler yüzlü olsun” diye göz teması kuran biri gibiydi.

Kadınlar? Onlar Nerede?

Evet, göz önünde olan hep erkeklerdi ama aslında bu kongrede katılmak isteyen kadınlar da vardı! Neden mi? Çünkü Erzurum Kongresi’ne katılanların bazılarının zihniyetinde, evet belki de şehrin dışındaki topraklarda sadece erkeklerin daha çok sözü geçiyor ama “Empati ve İletişim” gücü tartışmasız kadınların elindeydi. O dönemde kadınlar, “Bağlar, çiçekler, yeni bir dünya kurarız” gibi başlıklarla gelmediler tabii ama Anadolu’daki kadınlar, o günlerin ve o kararların katılımcılarıydı.

Eğer bir kadın temsilci kongrede olsaydı, tahminimce bir cümlesi “Beyler, böyle strateji ile olmaz, biraz daha şefkat, biraz daha dayanışma gerek” olurdu. Kongrede alınan kararların duygusal bağlamını anlamak, onların işini yapabilmek için sabır gerekir, değil mi?

Erzurum Kongresi’nde Hangi Kararlar Alındı? “Fikrimi Biraz Duydunuz Mu?”

Şimdi gelelim esas soruya: Kongrede hangi kararlar alındı? Hah, işte burada biraz daha stratejiye dayalı ve çözüm odaklı düşünceler ön plana çıkıyor. Ama tabii ki katılımcıların da bakış açıları farklıydı.

- Milli egemenlik: Atatürk ve arkadaşları, işin başında “Tam bağımsızlık!” diye slogan atarken, diğer liderler de hemen ekliyor: “Evet, ama halkı da örgütlemeliyiz!”

- Misak-ı Milli: Burada bir de “Mandalya toplantısı” olsaydı, herhalde “Toplantıyı ben başlatayım, ama ben de bir öneri getireyim” diyerek biraz fazla konuşanların olduğu bir gün yaşanabilirdi.

- Kuvayı Milliye: O dönemde orada olanlardan her biri, “Bu işi kökünden çözelim!” diyordu. Ama her zaman bir “Peki ya sonra?” sorusu vardı tabii. Düşünün, biri çıkar ve “Ben silahları hazırladım” derken, diğeri “Halkla nasıl bağ kurarız?” diye soruyor.

Erzurum Kongresi'nden Sonra Ne Oldu? “Biraz Aksiyon, Biraz Takım Çalışması!”

Evet, kongre çok önemli bir noktayı işaret etti: Kurtuluş Savaşı’nın temellerinin atılması. Ancak burada önemli olan şey şu ki: Herkes kendi tarzında bu işi çözmeye çalıştı. Yani kimisi stratejik, kimisi duygusal bağlarla yaklaşarak, kurtuluş mücadelesine katkı sundu.

Mesela, kongre sonunda alınan kararlar ve oluşturulan heyet, bir anlamda bir futbol takımına benziyor. Bir takımın forveti Atatürk, orta sahası Rauf Bey, savunması Kazım Karabekir, kadınlar ise tribünlerden coşkuyla destek veriyor. Ve hep birlikte zaferi elde ettiler!

Sonuçta Ne Anladık?

Erzurum Kongresi’nde, o dönemin kahramanları bir araya geldiğinde, herkes kendi tarzında katkı sağladı: Stratejik bakış açısıyla olayları çözen erkekler ve empatik bakış açısıyla toplumsal bağları güçlendiren kadınlar. Bu birleşim, ancak zaferle sonuçlanabilirdi.

Peki, forumdaşlar! Erzurum Kongresi’ni nasıl değerlendiriyorsunuz? Strateji mi? Empati mi? Yorumlarınızı bekliyoruz!