Dilekçede arz ve rica nasıl olur ?

Tolga

Yeni Üye
Dilekçede Arz ve Rica: Ne Kadar Gerçekçi, Ne Kadar Etkili?

Selam forumdaşlar! Bugün dilekçeler üzerine kafa yoracağım. Bu mesele, çoğu zaman resmi işlemlerin sadece bir parçası olarak görülür, ama biraz daha derinlemesine bakınca, karşımıza önemli sorular çıkarıyor. Dilekçelerde “arz” ve “rica” gibi ifadelerin kullanımı ne kadar doğru ve gerçekçi? Bizler gerçekten neyi talep ediyoruz ve ne kadar etkililer? Bu ifadeler, aynı zamanda güçlü bir toplumsal yapıyı da yansıtmıyor mu? “Rica ederim” ve “arz ediyorum” gibi dilsel ifadeler, sadece dilde kalmış, toplumsal bir yapıdan mı ibaret? İyi niyet, güç ilişkileri, toplumsal statü… Tüm bunlar dilekçelerimize nasıl yansıyor?

Hadi gelin, dilekçedeki bu minik ama etkili ifadeleri hem erkeklerin stratejik bakış açısıyla hem de kadınların empatik bakış açısıyla tartışalım. Fakat önce şu soruyu sormak gerek: Dilekçede arz ve rica kullanmak ne kadar önemli? Gerçekten gerekli mi, yoksa basit bir formalite mi?

Dilekçede Arz ve Rica: Resmi Dilin Zorlukları

Dilekçe yazarken kullandığımız “arz ediyorum” ve “rica ederim” gibi ifadeler, ilk bakışta nazik ve kibar bir dilin örnekleri gibi görünür. Bu ifadeler, toplumsal olarak belirli bir saygıyı ve nezaketi yansıtır. Ancak, burada çok daha derin bir sorun yatıyor. Bu ifadeler, aslında toplumsal güç ilişkilerini ve statü farklarını da yansıtıyor. Burada tek taraflı bir ilişki var; dilekçeyi yazan kişi, talep eden bir konumda, ve çoğu zaman karşısındaki makam ya da merci, bu talebe tepki verme gücüne sahip olan kişi. Dolayısıyla, “arz” ve “rica” gibi kelimeler sadece kibar olmakla kalmaz, aynı zamanda bir tür güçsüzlük ya da zorunluluk hissini de taşır. “Benim bir talebim var, ancak sizin takdirinize sunuyorum” gibi bir anlam içerirler.

Bu dilsel ifade tarzı, bazen sadece protokol gereği kullanılıyor gibi görünebilir. Özellikle erkeklerin stratejik ve problem çözme odaklı yaklaşımı bu noktada devreye girebilir. Erkekler, çoğu zaman bu tür dil kullanımlarını “prosedür gereği” veya “şartlar gereği” olarak görebilirler. Yani, bir dilekçe yazarken “arz ediyorum” demek, aslında çok da önemli değil, önemli olan sonucun alınmasıdır. Kadınlar ise aynı durumda, toplumsal yapıların ve ilişkilerin etkilerini daha çok hissedebilirler. Bir kadının dilekçede “rica ederim” demesi, sadece bir nazik tavır olmanın ötesinde, bir toplumda daha fazla duygu ve empatiyle hareket etmenin yansıması olabilir. Toplumsal normların etkisiyle kadınların, bir şey istemek yerine, başkalarını rahatsız etmeme endişesiyle “rica ederim” demeyi tercih etmesi muhtemeldir.

Erkeklerin Stratejik ve Problem Çözme Odaklı Bakış Açısı

Erkekler genellikle dilekçelerde kullandıkları “arz ediyorum” ve “rica ederim” ifadelerinin daha çok birer formalite olduğunu düşünebilirler. Dilekçe, sonuç almak amacıyla kullanılan bir araçtır, ve bu aracın kibar ya da nazik olmasının çok fazla anlam taşımadığını savunabilirler. Erkeklerin stratejik ve problem çözme odaklı bakış açısına göre, önemli olan dilekçenin yazıldığı dil değil, dilekçenin amacına ulaşmasıdır. Bu nedenle, dilekçede kullanılan dilin, yalnızca toplumsal normlara ve kurallara uygun olması gerektiği kabul edilir.

Erkekler için, "arz ediyorum" gibi ifadeler sadece bir nezaket kurallarıdır. Kişisel çıkarlar ve sonuç odaklılık, dilekçenin içeriği ve sonuçları üzerinde daha fazla durulmasını gerektirir. Bu nedenle, erkeklerin bu ifadeleri kullanırken genellikle etkileyici ve baskı yapıcı olmayan, basit ve stratejik bir dil tercih ettikleri görülür. Hedef, genellikle karşı tarafı ikna etmekten çok, gerektiği gibi işlem yapmalarını sağlamaktır.

Kadınların Duygusal ve Toplumsal Etkiler Odaklı Bakış Açısı

Kadınlar, dilekçelerde kullanılan dilde daha çok empati ve toplumsal normların etkisini hissedebilirler. Toplumda genellikle "nezaket" ve "nazik" olmak kadınlar için daha fazla önem taşır. Kadınların dilekçelerde “rica ederim” gibi ifadeleri kullanması, bazen sadece dilsel bir nazik tavır değil, aynı zamanda başkalarını kırmama ve rahatsız etmeme çabasıdır. Toplumda kadınlar genellikle daha fazla duygusal yük taşıyan bireyler olarak görülürler ve bu, dilekçe yazımında da kendini gösterebilir.

Kadınların dilekçe yazarken gösterdiği empatik yaklaşım, toplumsal etkilerle şekillenir. Kadınlar, dilekçelerinde sadece kendileri için değil, başkalarını da gözeterek ve toplumsal değerlere saygı göstererek hareket ederler. Bu, aynı zamanda toplumsal eşitsizlikleri yansıtan bir durumdur. Kadınların “rica ederim” gibi bir dil kullanması, aslında toplumun onlardan beklediği bir davranış biçimidir. Bu noktada kadınlar, dilekçede nezaket göstermeyi sadece kurallara uymak için değil, aynı zamanda toplumsal onayı almak amacıyla da kullanırlar.

Tartışmalı Noktalar ve Dilekçelerdeki Zayıf Yönler

Dilekçelerde kullanılan “arz ediyorum” ve “rica ederim” ifadelerinin toplumsal yapıyı ve güç ilişkilerini yansıttığını düşünmek önemli bir açıdan bakıldığında, bu dilsel ifadeler adeta bir tür maskelenmiş güçsüzlük hissi taşır. Bu ifadeler, dilekçe sahibinin aslında gerçek bir güç ve etki sahibi olmadığını ima eder. Oysa, birçok durumda, dilekçede bir talep değil, zorunluluk söz konusudur ve bu zorunluluk, dilekçe sahibini bir tür bağımlı konuma sokar. Bu da dilin, toplumsal eşitsizlikleri sürdürme aracına dönüşmesine neden olur.

Bir diğer tartışmalı nokta ise, bu ifadelerin “kibar” ve “nazik” olma adına, bazen gerçek taleplerin ya da isteklerin dile getirilmesinin önüne geçmesidir. Gerçekten istenen şey, bazen kibar bir dille bastırılabilir. "Rica ederim" demek, aslında daha doğrudan bir talep yapmaktan kaçınmaktır. Bu da dilekçelerin ve bu tür resmi yazıların bazen sadece birer formaliteye dönüşmesine neden olabilir.

Sonuç: Dilekçede Arz ve Rica Gerçekten Gerekli mi?

Dilekçelerde kullanılan “arz” ve “rica” gibi ifadeler, bizim ne kadar gerçekten güçlü ve bağımsız olduğumuzu ya da aslında toplumsal normlara nasıl uyduğumuzu gösteriyor. Bu ifadeler, bazen zarif ve kibar olmakla birlikte, çoğu zaman güçsüzlük ve bağımlılığı da simgeliyor. Peki, bu ifadeler yerine daha doğrudan bir dil kullanmak, belki de daha etkili olamaz mıydı?

Herkesin dilekçe yazarken kullandığı dilde ne kadar özgür ve etkili olabileceğini tartışalım. “Arz ediyorum” veya “rica ederim” kullanmanın bir zorunluluk olup olmadığını, ya da gerçekten toplumsal normların ve güç ilişkilerinin bir yansıması olup olmadığını merak ediyorum. Bu ifadelerin kullanımı, aslında daha derin toplumsal yapıları mı pekiştiriyor? Ne dersiniz?